Telefon

+90 312 286 80 81

info@fidanaykocluk.com

leylafidanay@fidanaykocluk.com

Bir travma anında kişi şu dört ayrı tepkiye maruz kalır:

  1. Aşırı uyarılma (Aşırı tepkisellik)
  2. Daralma
  3. Ayrışma, bölünme
  4. Savunmasızlık, donma
    Travmatik tepkinin bu dört bileşenini öğrendiğimizde travmayı tanımlamamız kolaylaşır. Travma sırasında ortaya çıkan enerji birkaç gün, hafta ya da ayda boşaltılmadığında (entegre edilmediğinde) bedende kalıcı semptomlara dönüşür. Şimdi bu dört bileşeni kısaca anlamaya çalışalım.

Aşırı Uyarılma (Aşırı Tepkisizlik)

Çatışma ya da stres dönemlerinde birçok insan kalp atışlarının ya da nefesinin hızlandığını, uyumakta güçlük çektiğini, zihnindeki düşüncelerinin dağınık olduğunu, gergin ve sinirli olduğunu belirtir.

Bu abartılı içsel uyarılma meydana geldiğinde beden tüm enerji kaynaklarını potansiyel bir tehlikeye karşı harekete geçirir. Söz konusu durum bedenin hayatta kalmasını tehdit edecek kadar ciddiyse harekete geçirilen enerji miktarı da bir o kadar fazla olur. Tehdit geçtikten sonra uyarılan enerji bedenden boşaltılmazsa kısa sürede travmatik tepkinin çekirdeğini oluşturan diğer üç bileşen de bedeni korumak üzere harekete geçer. Sırayla gelen bileşenlerden ikincisi daralmadır.

Daralma-Büzülme

Travma sonrasında kısa sürede boşaltılamayan enerji nefes alışımızı, kaslarımızın elastikiyetini ve duruşumuzu değiştirir. İç organlardaki, cilt, kol ve bacaklardaki damarlar kasılır, gerilen ve savunma eylemine geçen kaslara daha çok kan gider.

Bu sırada çevreye yönelik algılar daralır, beden teyakkuza geçer, dikkat sadece tehdite yönelir. Hiç yüzme bilmeyen bir annenin havuzda boğulma tehlikesi geçiren çocuğunu kurtarmak üzere suya dalıp çıkarması ve suni teneffüsle geri getirmesi, bedenindeki enerjiyi kullanmasıyla mümkün olabilir. Burada aşırı uyarılma ve daralma anneye normal zamanda asla başaramayacağı bir durumu başarması için iş birliği yapmış oluyor. Eğer anne olay sırasında hareketsiz ya da pasif kalsaydı açığa çıkan enerji bedende hapsolacak gelecekte semptom olarak karşısına çıkacaktı.

Bölünme-Ayrışma

Bölünme travma sırasında kişinin o anda dayanamayacağı bir deneyime dayanabilmesi için tercih ettiği bir yoldur. Çarpmak üzere olan bir arabayı fark edip yapacağı bir şey olmadığına inanan kişi, o anda bölünme yaşayabilir. Aşırı uyarılmadan dolayı açığa çıkan enerji boşaltılmadığı takdirde kişinin bedeninde bölünme kronikleşebilir ya da daha karmaşık semptomlar geliştirebilir.

Örneğin, kişi sevdiği birini kaybettiğinde ya da şiddete maruz kaldığında, hiçbir şey olmamış gibi davranabilir. Çünkü durumu kabul etmesiyle gelecek olan duyguların çok fazla acı verici olacağını bilir. Bir süre sonra daha yoğun duyguların istilasına uğrayabilir. İnkâr, korkuya, öfkeye, üzüntüye ya da utanca boyun eğer. İnkâr sırasında oluşan enerji serbest bırakılabilir. Ancak bağlı kalan enerji fazla büyük, duygular fazla acı verici olduklarında inkâr kronikleşebilir.

Savunmasızlık-Çaresizlik

Aşırı uyarılma sinir sisteminin itici gücü ya da gaz pedalı, savunmasızlık da tehdit karşısında verilen biyolojik bir donma tepkisidir. Yani bir tehlike karşısında kişi kaçmak için gaza basarken sistemdeki enerjinin yoğunluğunun gücünü fark eden organizma aynı anda frene de basar ve kapanır. Tümüyle hareketsiz kalan organizma savunmasız ve çaresizlik hisseder.

Kısacası aşırı uyarılma, daralma, ayrışma, bölünme, savunmasızlık ve donma bir tehdit karşısında bedenimizin verdiği normal tepkilerdir. Bu tepkilerin travmaya ardından semptoma dönüşmesi için alışkanlık haline gelmeleri ve kronikleşmeleri gerekir. Kronikleştikçe bir araya gelen topaklar bardağı taşıran son damlada katlanılması zor olan anksiyeteye dönüşürler. Bu nedenle travma halinin bu aşamalarını bilmek ve önlem almak önemlidir.

Önerilen makaleler

Yorum yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Takip Et!